PEYGAMBER MESCİDİNDEKİ GÖREVLİLER

Medineli Günler-4

20130319_010738

PEYGAMBER MESCİDİNDEKİ GÖREVLİLER

Mescit görevi, rahmeti kadar zahmeti, nimeti kadar külfeti de olan, ümit verdiği kadar korkutan bir görevdir. Görevli, olduğundan daha fazla sabırlı olmak durumundadır. Peygamber Mescidinde oldukça fazla sayıda Suudlu bayan görevli vardır. Bu görevliler dünyanın her bir yerinden gelen ziyaretçilerin izdiham olmadan namaz kılmaları ve ziyaret etmelerinden sorumludurlar; dolayısıyla bunun için gayret sarf ederler.

Medine’ye geldiğim ilk günlerde benden önce buraya gelmiş olan irşat görevlisi arkadaş ile beraber Mescitte yapılacak bir hatim merasimine davet edilmiştik. Yatsı namazından sonra katıldığımız bu merasim, mescidin arka kısmında etrafı kapatılan büyük bir bölümde gerçekleşiyordu. Törende üst düzey davetli hanımlar, hocalar, mescitte çalışan görevliler, hatim indirenler, Kuran’ı ezberleyenler ve aileleri hazır bulunuyorlardı. Güzel bir törendi; çeşitli kıraat vecihlerine göre Kur’anı ezberleyenler, hafız olanlar Kur’an ziyafetinde bulundular. İkramlar yapıldı, diplomalar ve hediyeler takdim edildi, konuşmalar yapıldı.. Slâytlar gösterildi. Medine’ye ayak bastığım ilk günlerde bu tören benim için muhteşem bir karşılama ve moral gecesi olmuştu. O gece Mescit’te çalışan arkadaşları daha yakından tanımaya başladım. Mescidin müdiresi ile tanıştık, orada bulunuşumuzdan mutlu olduklarını ifade ettiler, açılan deftere hatıra olarak bir de yazı yazdık.  Gerçekten de Mescitte farklı bir gece yaşamıştık.

Mescitte çeşitli kategorilerde görevliler bulunmaktadır. Bu görevliler yapacakları işe göre eğitimler ve seminerler alırlar. Çünkü hem zor hem de önemli bir vazifedir burada görev yapmak. İnsanlara karşı davranış şekli, sorulara verilecek cevaplar, insanların yönlendirilişi vs. konularda eğitilirler. Ayrıca irşatta bulunacak olanlar dini konularda daha fazla eğitim alırlar. Zorluğuna ve önemine binaen görev yapılan mekân ve zaman değişir; yani burada görev münavebe ile olur. Bir kişi sürekli aynı yerde çalıştırılmaz, belirli aralıklarla değişim yapılır. Ayrıca mescidin her yerinde görev yapan çeşitli birimler bulunmaktadır.

Mescitte güvenlik önemlidir. Kapılarda ikişer adet görevli bulunur. Umreciler girişlerde aranır. Mescidi kirletecek, insanlara zarar verecek kesici, yakıcı alet ve maddeler, çarşı pazardan alınan eşyalar içeri alınmaz. Özellikle kamera veya kameralı telefon girdirmek yasaktır. Mescide girende bu maddeler bulunduğunda içeri alınmaz. Sadece telefon, girişe yakın yerde emanet bürosuna bırakılabilir. Normal umreci ya da grup görevlisi olarak gittiğimde kameralı telefonumu saklayarak içeri girerdim. İrşat görevlisi olarak gittiğimde de ilk önceleri yine saklayarak girdim. Genellikle kapıdan girişte tanıdık arkadaşlar rastladığında beni aramıyorlardı. Fakat Mesciddeki arkadaşların beni iyice tanımalarından sonra saklasam da içim rahat etmedi. Üstelik “kamera var mı?” Sorusuna var olduğu halde yok demek bana imkânsız hale gelmişti. Hakikaten olmadığı zaman zevkle “kamera ma fi “diyordum sırf bu keyfi yaşamak için telefonu evde bırakıyordum. Telefonum yanımdaysa göstererek emanete bırakacağımı söylüyordum. Gidip yine zevkle telefonumu teslim ediyor ve deftere zevkle imzamı atıyor hem kendi adımı hem de babamın adını deftere kaydettirmiş oluyordum.

Mescitte özellikle bayanlar bölümünde kamera bulundurmak, resim ve film çekmek yasaktır. Gizlice bir fotoğraf alayım derken yakalanan kameralar alınır sahibine teslim edilmek üzere götürülür. Fakat sahibi onu dışarı çıkarmak zorundadır. Ve bu hareketin bir daha tekrar edilmemesi gerekir. Ayrıca eğer resim çekilmiş ise onlar silinir. Mescidin dışında kadınlara ait kısımda da resim ve kamera çekimleri yine yasaktır. Bulunduğumuz mescit bir peygamber mescidi ve kadınların bulunduğu bölüm; hem mescide saygı duymak hem de mahremiyet kurallarına önem vermek gerekir. Orası Hz Peygamberin harem kıldığı yer, isteyen istediği gibi davranamaz. Bu nedenle insanların ibadet ve istirahat ettiği yerde resim ve film çekmek yakışık almaz. Bu yasaklamaya da saygı duymak gerekir.

Bir gün mescidin bahçesinde kadınlar kısmında Tebrizli kızlarla tanışmıştık. Tam orada kızlarla fotoğraf çekinmek üzereyken telefonum aniden biri tarafından süratle alınıp götürüldü ve telefon gitti. Hepimiz o tarafa koştuk. Birkaç bayan görevli var fakat telefon yok hepimiz telefon nerede nerde diye bağırmaya başladık. Telefon ortada yok acaba biri kap kaç mı yaptı. Derken Bunu mu arıyorsunuz dediler ve biz rahat bir nefes aldık. İmzamızı attık resim silindi ve telefonumuzu aldık. İmzalanmadık defter kalmamış oldu böylece.

Mescidin içindeki görevliler, namaz vakti yaklaşırken içerde önlemler alırlar; Mescidi şeritlerle bölümlerler. Aralara yollar oluşturarak namaz kılınacak yerlere insanların iyice yerleşmesini sağlarlar. Böylece mescitte daha çok insan daha düzgün yerleşmiş olur. Namaza durulacak zaman şeritler toplanır aradaki yollar, namaz için en son dolan yerler olurlar.

Namazdan sonra ziyaret yapılacaksa, levha tutan görevliler mescidin içindeki yerlerini alırlar. Hangi ülke levhasını tutuyorsa onlar onun bulunduğu yerde toplanmaya başlarlar. Levha tutanla birlikte bir de o ülke dilini bilen görevli vardır. O görevli, insanları yönlendirir ve bilgilendirir. Ravza’ya girinceye kadar onlara eşlik eder. Ben oraya vardıktan kısa süre sonra mesciddeki Türkçe bilen yerli görevliler izne ayrıldılar. Türkiye grubu tamamen bana kalmıştı. Şunu da söylemem gerekir ki mescitteki Türk asıllı görevli arkadaşların bizim oradaki çalışmalarımıza bakışları müspet ve insanımızın ziyaretine katkıları oldukça fazlaydı. Yine de ben bunu bir avantaj olarak kullanmak zorundaydım, yalnız kalmıştım ve iletişim bana kalmıştı. Ben de ilişkilerimi daha iyiye götürmek için çaba saffettim, Arap görevlilerle iletişimimi daha da arttırdım, çabam sonuç verdi. Onlar da tamamen bana yönlendiler öyle ki oradaki mütercim arkadaşları aramadık doğrusu.

Onlardan biri gibiydim. Her zaman halimi hatırımı sorarlar, kucaklaşır öpüşürüz, tanımadığımız arkadaşlarla tanıştırırlar, Ravza’da sonuna kadar onlarla kalmamdan memnun olurlar, yardımlarımdan dolayı teşekkür ve dualarını her fırsatta ifade ederlerdi. İsmimle hitap ederler, hatta arkadan gelip göz kapamaca yapan çok hoş bir arkadaş vardı. Her akşam çalıştığı yerden mutlaka gelip beni bulur, biraz sohbet ettikten sonra kendi yerine giderdi. Türk hacılarının ziyaretinden sonra ben de onun yanına gider mescitten biraz daha geç çıkardım. Bir görevli vardı özellikle bahsetmek isterim. Pakistan asıllı ve orta yaşta fakat cevval ve gençlere taş çıkaran yapıda. Pakistanlıları bilgilendirirdi. Beden dilini kullanışına hayran oluyordum. Hususi durur onu seyrederdim. O da mutlaka elini kaldırıp beni selamlardı. Mikrofona ihtiyaç duymayan güçlü bir sese sahipti. Çantasını boynuna asar, kitabını eline alır, eteklerini toplar gür sesi ile konuşur, sorulara cevap verirdi. Yanında taşıdığı özel bir sandalyesi vardı. Arada bana getirir otur derdi. Bir defasında da sandalyeyi getirip üzerine çık onları teskin et demişti..

Mescidin yerli görevlileri mesciddeki huzuru ve asayişi sağlamakla görevliler. Bu özel mekânda ibadetlerin ve Ravza ziyaretinin güvenle yapılabilmesi için çaba sarf ederler. Dolayısıyla, ziyaretler her gün bir plan ve strateji takip edilerek yapılmaktadır. Mescidde yıllarca çalışmış, ziyaretleri planlayan, yeri geldiğinde inisiyatif kullanabilen tecrübeli asıl görevliler mevcuttur. Bunlara mesul deniliyor. Mescitte o günkü ziyaretin,  sevk ve idarenin nasıl yapılacağını planlarlar.  Her ziyaret esnasında, hem plana göre hem de o anki duruma göre hareket ederler. Mesciddeki bu görevliler her şeyden önce izdiham olmaması için çaba sarfederler. Ülkelerin sırayla ziyareti bundan sonra gözetilmesi gereken bir konudur. Diğer ülkelerin nizam ve intizamsızlıkları yüzünden biz Türkler nispeten ziyarete geç giriyorduk. Bunun farkında olduğumuzu söylediğimizde saygılı bir şekilde izah ederler, Türkleri rahat ettirmek için de çaba sarf ederlerdi.

Ravza’ya girenleri bir an önce dışarı çıkarmak da onların görevidir. Bir defasında ziyaret bitmiş Ravza iyice boşalmıştı en ön tarafta bir teyze ise, selam veriyor yeniden tekbir alıp namaza devam ediyordu. Saat iyice geç olmuştu. Türk olduğu için bana onu uyarmamı söylüyorlardı. Vakit bitti denilse de teyze namaza devam ediyordu. Son bir daha selam verdi ayağa kalkarak ağlamaya başladı. Hepimiz onu seyrediyoruz. Aman aman ağlama da kıl demekten başka hiçbir şey yapılmadı. Rasulullah’ın huzurunda, evinin önünde yaka paça etmek mümkün mü onun sevgisiyle oraya gelmiş olan insanı?

Mescit, her yerden gelen insanların ziyaret etmek için sabırla ve heyecanla bekleştikleri mekân.  Hem mekânın meşakkati hem de insanların gerek duygusallıkları veya rahatsızlıkları nedeniyle arada sırada fenalık geçiren hanımlar olabiliyordu maalesef. Mesciddeki yerli görevliler bu durumlarda da oldukça hassaslar. Hemen ne yapabiliriz diye telaşlanırlar. Bir defasında tam Ravza’ya girmek üzereydik. Ziyaretçilerden bazılarına Ravza ile ilgili izahatlarda bulunuyordum. Tam içeri girdik ki arkadaşlar mürşide mürşide diye beni çağırmaya başladılar ve uzattığım elimi tuttular beni geri doğru çekmeye başladılar. Bir vatandaşımız fenalık geçirmiş yerdeydi. Yanlarına gittim, durumu aslında kötü değildi. Yakınları müdahale ediyor onu teskin etmeye çalışıyorlardı. Arkadaşların telaşesi ise görülmeye değerdi; ne yapacaklarını şaşırıyorlar bir anda kâğıt mendiller, gerekirse diye poşet, şekeri mi düştü diye şeker ve sürekli soruyorlar; neyi var doktor ister mi?  Hem hastanın ellerini tutup dua ediyor bir taraftan da bana sen de Fatiha oku diyorlardı. Hastamız kendine gelinceye kadar başından ayrılamadık. Gerçekten gözlerinde gördüğüm samimiyet beni çok duygulandırmıştı. Ziyaretten çıkıp eve varıncaya kadar bu manzaranın etkisinden kurtulamadım.

Mescitte görev yapmak yürekten arzulanacak bir meslek esasında. Bir o kadar da hassas, zor ve yorucu. Görevliler dünyanın her tarafından gelen değişik kültürlere sahip insanlarla muhatap oluyorlar. Bu çeşitliliği yönlendirmek özellikle toplum psikolojisi ile hareket eden insanları bir düzene davet etmek oldukça zor. Bu nedenle görevlinin bu konuda eğitimli olması, dirayetli olması, olduğundan da sabırlı olması çok önemli. Mesciddeki arkadaşlar bu anlamda donanımlı idiler. Doğrusunu söylemek gerekirse, söz dinlemeyen, başkalarına saygı duymayan, kural tanımayan insanlarla mücadele etmek zorunda kalınabiliyor. Bütün dünya kadınlarının eğitilmeye ihtiyacı olduğunu burada daha iyi görebiliyoruz. Oradaki görevli arkadaşlar, Türklerden memnun idiler. Biz Türkleri çok seviyoruz; çünkü onlar eğitimli söz dinleyen ve çok muhterem insanlar diye ifade ediyorlardı. Zaman zaman Türk hacıları ile ilgili olarak güzel duygularını ifade ederler bizim insanımız da onlara karşı duygularını ifade ederler, karşılıklı bir muhabbettir giderdi. Aralarında tercümanlık yapmak da benim için zevk olurdu. Bu muhabbet, bizim Peygamber mescidindeki en önemli eğlencemizdi. Mescitte Türk hacı ve umrecilerinin kural tanımaları, başka insanlara saygı duymaları gerçekten takdire şayandı.

Mescitte çalışan arkadaşlar hem yaşadıkları ülkenin gerekleri hem de vazifeleri icabı sadece gözlerini açıkta bırakarak bütün vücutlarını örterler. Türk umrecilerimizden bazıları bu arkadaşlara takılırlar “kadın kadınayız zaten yüzünü aç da görelim” diye hafif yollu rahatsız ederlerdi. Doğrusu bunu, rahatsız edici bir davranış olarak görür ve taciz ettiğinizin farkında mısınız hacım, burada erkek yok ama kameralar var diyordum.

Arkadaşların örnek davranışlarından biri de asla hediye almamalarıdır. Bizim vatandaşlarımız hediye ve para vermeyi severler.  Bazıları “para versek alırlar mı hocam?” diye sorduklarında durumu izah ederdim fakat bazıları vermeye kalktıklarında da şiddetle reddederlerdi. Mescitte çalışan temizlikçilerin bahşiş almaları serbesttir onlara verildiği takdirde alırlar. Çünkü onlar için böyle bir yasak yok. Temizlik görevlileri ise ağzı var dili yok cinsinden. Mescitte hasta, yaşlı ve çocukların olduğunu da düşünürsek ve özellikle çocuklar yer içer dökerler ama kimse ağzını açıp bir şey söylemez. Hiç kimseye, “bunu neden buraya bıraktın, neden çöp koyuyorsunuz?” gibi bir laf etmeden, sızlanmadan vazifelerini yaparlar. Özellikle ziyaretçiler beklerken oturdukları yere plastik bardak, mendil vs. bırakırlar kalktıkları zaman açığa çıkan çöpleri toplamak için koşan görevliler görülmeye değer doğrusu, mescidi kimse böyle görmesin der gibi. Görevliler Mescidin halılarını, sütunlarını, zeminini, zemzemlerin çevresini sürekli siler süpürürler. Mescitte giydiğimiz çorapların kolay kolay kirlenmemesi dikkate şayandır doğrusu.

Emanet bürosunda çalışan arkadaşlar da oldukça güler yüzlü arkadaşlardı. Görevlerini dikkatle yaparlardı. Mescidin içinde arzu edenlere açık kütüphane mevcut. Üç katı olan kütüphanede tefsir, hadis, fıkıh ve fikri yayınlar bulunmakta ve isteyen gidip istifade edebilir araştırma yapabilir, vaktini orda değerlendirebilir. Mescitteki bürolardan biri de kayıp bürosu. Zaman zaman oraya ihtiyaç duyuyor ve kayıpları araştırıyorduk.  Oradaki görevli arkadaşlar, bir Türk görevliyi bulmuşken bazı kelimelerin anlamını sormadan göndermiyorlardı bürodan.

Mescitte bir de halis muhlis Türk görevliler var. Türkiye’den resmi görevli olarak gönderilen görevli ve şirketlerin görevlendirdikleri. Şirket görevlileri doğal olarak kendi getirdikleri umrecilerin ziyareti ile ilgilenirler. Mescidin Suud görevlilerinin mürşide olarak tanıdığı asıl görevli Diyanet’in gönderdiği resmi görevlidir. Resmi görevlide mutlaka bulunması gereken vasıflar vardır. Resmi görevlinin bu işe gönüllü ve hizmet ehli olması önemlidir. Tecrübeli, donanımlı, olduğundan da sabırlı olması gerekir. Orada Türkiye’yi ve kurumunu temsile her yönüyle ehil olması gerekir. Arkasındaki gücü hissedip yansıtabilmelidir. Mescitte ülke olarak bulunulduğu için Medine’ye hangi yolla gidilirse gidilsin bütün Türklere hizmet zorunludur. Hz Peygamber’in mescidinde hizmet, özellikle orada yaşamayan bizler için tarifi imkânsız boyutta ve güzellikte değer taşıyor. Bu nedenle sorumluluğunun da bilinci içinde çalışmak gerekiyor. Mescitle bütünleşmek ve oranın daimi görevlileri ile iletişim içinde olmak için Mescide müdavim olmak gerekiyor. Mescidin daimi görevlileri ile İyi iletişim içinde olmak gerekiyor. Ben Medine’de bulunduğum süre içinde Mescitte günlerimiz mekânın mehabetine yakışır şekilde dopdolu geçti çok şükür.

 

Selva hoca

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir