HAC ve UMRE GÖREVİYLE İLGİLİ RÖPORTAJ

HAC ve UMRE GÖREVİ

20130325_140802

1- Hacda görev yapmanın sizi heyecanlandıran kısmı neresidir?

Hacca gidenleri ‘Allah’ın misafiri’ olarak kabul ederiz. O’nun misafirlerine ev sahibi ve mihmandar mevkiinde olmak son derece heyecan vericidir.

2- Bu göreve nasıl seçiliyorsunuz?

Ben vaiz olduğum için gitmek istediğimde kuruma başvuruyorum, kurumum ihtiyaca ve önceliğe göre gerektiğinde görevlendiriyor.

010320137028

3- Hacda görevli olan bayanların sorumluluk alanları nelerdir?

Bayanlar kafilelerde irşat görevlisi olarak bulunurlar. Bayan irşat görevlileri, bayanların hac- umre ve diğer dini vecibeleri dinin istediği şekilde ve eksiksiz yapmaları konusunda yardımcı olurlar.

4- Bunun için özel bir eğitim alıyor musunuz?

Eğitim veriliyor.

280220137022

5- Hacıların beklentileriyle görev ve sorumluluklarınızın çatıştığı durumlar oluyor mu? Nasıl?

Zaman zaman oluyor.

Hacıların kulaktan dolma öğrendikleri eksik dini bilgilerle hareket etmek istemeleri durumunda çatışma oluyor. Mesela Uhut dağını gezerken oradan taş alıp getirmek istemesi, konuşamayan çocuk için deve dili talebi, kendilerine özel ilgi beklentileri.

20140217_143154

6- Bir yolculuk ve bir ibadet olarak Haccın insan kişiliğini ortaya çıkaran ve dönüştüren etkisi hakkında neler söylemek istersiniz?

Yolculuk bizatihi kişiliği ortaya çıkarır. Hac ibadeti de farklı ülkede, farklı iklimde, farklı mahalli kültüre sahip kişilerle aynı ortamları paylaşarak yapılır. Yolculuk uzun süreçte ve meşakkatli olduğu için kişilikler tamamen ortaya çıkar. Daha uçağa binerken sorun çıkarma, otobüslere binişte önde olma çabası, oda arkadaşları ile geçinememe, mescitlerde namaz kılacak yer bulmada sıkıntılar, izdiham oluşturma, izdihamda itiş-kakış, Hz. Peygamberin mescidinde ravzaya girerken adeta kendini kaybedercesine koşuşturma, hissiyata yenik düşme, görevlileri dinlemeden hareket etmeler, fevri davranışlar  v. b; hep ortaya çıkan kişiliklerdir.  Eğer bunu fark eder de kendisini görüp tanıyabilirse olumluya dönüşür. Bu yüzden gitmeden önce ve gittiğinde oralarda hacı adaylarını sabırla görüp kollayan ve hata yaptıklarında uyaran erkek ve bayan görevliler bulunursa onlardan da istifade eder. İnsanlar çoğu zaman bir uyarıcıya muhtaçtırlar.

Hacda ihrama girilir ve ihram sürecinde kişi rafes-füsuk-cidal diye ifade edilen çirkin söz ve eylemlerden, tartışmalardan, kötü ahlaktan men edilirler. Hacı adayları bunlara dikkat etmek zorundadırlar. Aksi takdirde ceza alırlar. İhram yasakları gündelik dünyevi hayattan bir süre uzaklaşmayı sağlar, kişi tırnak bile kesmeyecektir. Bütün bunlar bu süreçte kişiyi düşünmeye sevk eder, terbiye eder, dönüştürür.

İhramdayken sadece iki parça beyaz beze bürünmek maddi varlıklardan soyunmayı, manen arınmayı düşündürür.

Hacda özellikle Arafat, Müzdelife ve Mina’da zengin-fakir adeta eşitlenir. Hacı adayları bu durumdan ders çıkarırlar. Tavafta, namaz esnasında Kâbe’nin etrafında insanlar eşitlenir.

Dil, renk, mahalli kültür farklılıklarının üstünlük sebebi olamayacağı, hacca gelmiş herkesin Allah’ın misafiri olduğu dolayısıyla da Allah’ın misafirlerinin saygıdeğer oldukları fikri hakim olur.

Haccın farz ve vacipleri yani yapılması istenenler-tavaf, sa’y, ıztıbâ, remel, hervele,  şeytan taşlama vs. bütün bunlar sebep ve saikleriyle, arka planı ile düşünüldüğünde kişiye çok şeyler ifade eder ve hacdan kazanımlarla dönerler.

20140222_095124

7- Hacıda kadın olmanın kolay ve zor yönleri sizce nelerdir?

Kadın ve erkek aynı yükümlülüklere sahiptirler fakat kadınların özel hali zaman zaman sıkıntı oluşturabilir.

Şeytan taşlama mahalline yürüyerek gidip gelindiği takdirde zor olabilir.

İhramlıyken kıyafetini değiştirebilir. Bu da kolaylıktır. Çünkü erkekler ihramdayken giydiklerini sonuna kadar çıkarmazlar.

Farz tavaflarda remel (hızlı yürüyüş) ve sa’y de hervele (yeşil ışıklarda koşma) yapmazlar.

20130319_010738

8- Görevinizde ifa ederken yaşadığınız ve unutamadığınız bir anınız var mı?

Anı çok birkaç tane yazayım hangisini isterseniz ama uzun:

20160607_183203

anı 1:

Ziyaretçilerden biri, bir hanımın Ravza’ya hiç girmemiş olduğundan, üstelik uçağı kalkmadığı için Medine’den ayrılamadığından bahsetti. Gerçekten çok ilginçti ve merak edip o hanımın yanına gittim. “Rasulullah’ın davet ettiği özel insan sen misin ne oldu bana anlatır mısın?” dedim. Bana anlattığına göre; Emine hanım bir çekiliş sonucu umre kazanan bir hanımdır. Kurada kazandığı hediye onu çok mutlu eder. Fakat tek başına gidemeyecektir. Bin bir güçlükle eşi ona refakat eder. Eşini yalnız bırakmadan onun bu isteğini gerçekleştirebilmek için seferber olur iş yerinden çok kısa da olsa izin alır; bulur buluşturur bir grupla kutsal topraklara gelirler. Mekke’de umrelerini yaparlar. Oradan Medine’ye gelirler. Medine’de üç dört gün kalıp gideceklerdir. Emine hanım mescide gelir namazlarını burada kılar oteline döner. Üç gün böyle geçer. Artık dönüş vakti gelmiştir ve havaalanına giderler. Uzun beklemelerden sonra uçakta yer olmadığını ve bu gün Türkiye’ye dönemeyeceklerini öğrenirler. Moraller bozulur, gruptakilerin canı sıkılır. Söylenmeye başlarlar. Gruptaki tek kadın Emine hanımdır. O “durun bakalım yolcunun işini Allah bilir belki yapmadığımız bir eksik kaldı Allah bizi göndermiyor.” der. Otele dönülür. Yapılacak tek şey namaz vakti geldiği için mescide gitmektir. Emine hanım da öyle yapar. Mescide yeniden gelmiş olmanın sevinciyle öğle namazını kılar. Namaz kılmak için oturduğu yerde Türk kadınlarının toplanmakta olduğu dikkatini çeker. Merakla onlara  “Neden burada toplandınız? Ne yapacaksınız?” Der. Onlar da burada Hz. Peygamberin kabri olduğunu ve O’nu ziyaret edeceklerini söylerler. Emine Hanım aslında orada Rasulullah’ın hücre-i saadetinin olduğunu bilmektedir. Bilmediği şey kadınların ziyaret için oraya gittikleridir. Geldiği grupta kendisine bilgi ya da fikir veren biri olmadığı için konuya vakıf olamamıştır. Hem Emine Hanım hem de diğer kadınlar onun hikâyesini dinleyince hayret ve ibretler içerisinde kısa bir şok yaşarlar.

Kadıncağız gözyaşları içinde hem anlatıyor hem de titriyordu. Aynı şaşkınlığı hikâyeyi duyduğum zaman ben de yaşadım. “Sen bugün Rasulullah’ın başmisafirisin belki de ve senin burayı görmeden gitmeni Allah istemedi bu nimete ermeden ayrılmana razı olmadı diyerek elinden tutup ön tarafa geçirdim. Ona yardımcı olmak istiyordum. Bunun için gözümün önünde olması gerekiyordu. Diğer hanımlar günlerce ziyaret yapmışlar defalarca Ravza’da namaz kılmışlardı zaten işi biliyorlardı.  Bu nedenle onlar da anlayış gösterdiler.

Böyle bir misafirle karşılaşmak ve bu duruma şahit olmak beni son derecede heyecanlandırmıştı.

20140222_084241

Anı  2:

Yine bir ziyaret saati idi. Açılan kapıdan insanları yönlendirerek içeri aldık. Ashab-ı Suffa’nın arka kısmındaki bize ayrılan yere gelmiştik; ben hanımlara buraya oturmalarını söylüyordum. “Buraya oturun hacım” derken önümdeki hanım “oturacağım zaman ben kendim otururum “ diye cevap verdi. Ben de rahat ve tepkisiz bir üslupla “tabi ki nasıl isterseniz öyle yapın” diyerek diğerlerine yöneldim. Beklemediğim bu tepki biraz canımı sıkmadı desem yalan olur. Şükür ki böyle durumlarda soğukkanlı olabiliyorum. Nerede olduğunun farkında olarak davranmak önemli, misafire karşı hoşgörülü olmak, nazlarını çekmek gerekir. Çok nadir de olsa bu şekilde davranan insanlarla karşılaşmak elbette mümkün, beni tanımayan, mescidin çalışma şeklini, ziyaret kurallarını bilmeyen bir hanım diye düşündüm. Ayrıca bir problemi de olabilirdi. Bu nedenlerle fazla üzerime alınmamaya çalıştım.

Sonunda hanımefendi istediği zaman istediği yere oturmuştu. Ben ise hanımlara bazı bilgiler veriyor buradaki zamanlarını nasıl değerlendirebileceklerini anlatıyor, ziyaret edinceye kadar sabretmeleri gerektiğini söylüyordum; sorularına cevap veriyordum. Biraz önceki hanım da zaman zaman söylediklerime kulak kabartıyordu. Ben ise içeri girinceye kadar her safhada hanımlara durmadan önemli şeyler anlatıyor, hatırlatmalarda bulunuyordum. Her defasında o hanımın da anlatılanlarla ilgilendiğini görüyordum.

Medine’de kaldığı sürece hep yakınlarımda görüyordum hanımı. Bir defasında Türkiye’den Medine’ye yeni gelen bir tanıdığa rastladım. Ona hoş geldiniz derken o anda bana bir soru yönelttiler.  Geçen günkü hanım da hemen orada idi ve problem bu kadına aitti. Kadıncağız kitabını kaybetmiş; kitap, bir dua kitabı ve çok sevdiği birinden hatıra imiş. Üstelik içinde de Mekke’den edindiği çok değerli ve uğurlu bir şey varmış; ilk geldiği gün ziyaret için kapılar açılınca içeri girmenin heyecanı ile eteğinden düşürmüş, onu nerede bulabilirim? Diye sormak istiyormuş; bana soramadığı için diğer hanımlardan yardım istemiş; doğal olarak onlar da meseleyi bana aktarınca böylece olaya vakıf olmuş oldum. Bu arada önemli bir şey daha vardı “o gün canımın sıkıntısından sizi de kırdım özür dilerim” diyordu. Mesele anlaşılmıştı ben özür kısmının üzerinde durmayarak kaybolanlar konusunda; “hanımefendi sizin için manevi değeri olan bir hediyeyi kaybetmiş olsanız da siz en kıymetliye burada zaten kavuştunuz, ne mutlu size. Bu bulduğunuz güzelliğin yanında hiçbir şeyin değeri yok. Onu kaybetmenizi hayra yorun çünkü o madde sizin için değerli ve uğurlu olmaya başlamıştı ki bu iyi bir şey değil, kendinizi üzmeyin” diyerek yanından ayrıldım. Kadın cevap karşısında rahatlamış gibiydi.

Bu hanımefendiyle oradan ayrılacağı güne kadar her ziyarette karşılaşıyorduk. Ziyaretlerini daha rahatlamış bir şekilde yaptığını gördüm Mescit onu büyülemiş, etkilemişti. Daha farklı biriydi sanki. Ağlamaklı bir sesle benden tekrar helallik isteyerek “bu gün gidiyoruz bana dua edin, hakkınızı da helal edin ” diyordu.

20140220_084846

Anı 3: Mescid-i Nebi’ye gelen misafirin haddi hesabı yoktu. Benim de tanıdıklarımla karşılaşma ihtimalim doğal olarak artıyordu; fakülteden, hacdan, umreden, hısımdan, akrabadan, komşudan, ahbaptan, hoca arkadaşlardan ve daha nerelerden.

Mescitteki telaşeden dolayı, çoğu zaman bu tanıdıklarla karşılaşmamız anlık olarak gerçekleşiyor. Yani uzaktan birbirimizi görüp de düşünme fırsatı bulamadan yüz yüze geliveriyorduk. Gördüğüm an ile onu hatırlamam arasında fazla zaman oluşmadan büyük bir heyecanla kucaklaşıyorduk. Kimileri ile görüşmeyeli o kadar çok olmuştu ki “adı neydi?” dediklerim mutlaka olmuştur. Ben ev sahibi o misafir; ya da ben orada hizmetçi onlar yine misafir.

Kişinin orada tanıdıklarıyla karşılaşması elbette bambaşka bir duygu. O beldeleri insanın sevdikleriyle paylaşmaları anlamına geliyor. Daha sonra da oluşan bu hatıra aradaki bağı kuvvetlendiriyor. “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyuran peygamberin dergâhında sevdiklerinle birlikte olmak çok hoş; hele hele onlara yardımcı olmak ve en güzel mevkide hizmet etmek tarif edilemez anlamda. Sanki mahşerin provası. İnsan, dünyada da sevdikleri ve iyi insanlarla beraber olmalı, Ahirette de.

Yine bir ziyaret saati ve umrecilerle beraberiz. Şemsiyeli bölümde hanımları oturttuk. Birkaç dakika sonra Arap arkadaşlar bir Türk grubunu bizim yanımıza doğru yönlendiriyorlardı. Oldukça kalabalık olan grup ise farklı giyimli pek bizim yanımıza yaklaşmayı sevimli bulmayan bir Türk grubu idi. Mümkün mertebe bizden uzakta durmayı tercih eden tavırları vardı. Biz hepimiz Türkiye grubu idik. Aslında onlar bizden biz de onlardan idik. Hz. Peygamberin huzurunda ayrı gayrı olmak doğru bir davranış değil. Mescit yönetimi kural koymuş; ülkeleri baz alarak içeri girdiriyordu. Benim görevim de bütün Türkleri toplu halde birlikte hareket ettirmekti. Gelen grup ise isteksiz bir şekilde biraz gerimizde duruyordu. Yanlarına biraz yaklaşarak “hacım buraya gelin, biraz daha yaklaşın” diye davet etmeye başladım. Doğrusu bu tarz davranışlar beni rahatsız ediyordu. Ne yapacağız bunlardan çekeceğimiz var diye düşünmeden edemedim doğrusu. “Lüfen hacım yaklaşın” diye tekrar seslendim. Aralarına girdim “bir şey yok kardeşim gelin hepimiz bir kardeşiz”, derken kalabalığın arasında gördüğüm şahsa inanamadım. Onu tanımıştım elbette o da beni.

Şu Allahın işine bak. Bunlarla nasıl baş edeceğiz derken onların içinden bir tanıdık çıkardı karşıma. Hem de kırk senelik tanıdığım; fakat yıllardır görmediğim, çocukluktaki komşumuzun kızı Neriman abla idi karşıma çıkan. “Selva” diyerek boynuma sarıldı,. Ağlıyordu. Ben henüz ilkokul çağlarındayken duvarları bitişik olan evlerimizin önünde onun kardeşleri ile oynardım. O da kapılarının önünde elinde nakış işler vaziyette olurdu. Zaman zaman yanına giderdik. Ondan hiç kötü bir şey öğrenmedim. Aksine ahlakı güzel bir insandı. Ne Neriman abla ne de ben yıllar öncesinde söyleseler inanmazdık olacaklara. Medine’ye yeni gelmişlerdi. Rasulullah’a kavuşmanın sevinci ile benimle karşılaşması benim onunla karşılaşmam hakikaten çok anlamlı geldi ikimize de. Neriman abla yalnız değildi; yine o da çok yakın bir tanıdık olan kardeşinin eşi ile beraber gelmişlerdi. O da bu karşılaşmanın sevinci ile boynuma sarıldı. Rasulullah’ın evinde ne güzel şeyler oluyor, beni mest eden. Biraz konuştuk kendileriyle. Görevli olduğumu öğrenince çok duygulandılar, tebrik ettiler Allah layık ederse güzel şeyler söylediler. Aralarında oturdum bir iki dakika birlikte geldikleri grup bu manzarayı görüyordu. Diğerlerine de hoş geldiniz dedim. Memnun oldular. Orada kaldıkları sürece ilk günkü soğuklukları kalmamıştı. Daha yakın idiler. Ön yargıları kalmamıştı. Neriman ablalarla da gidinceye kadar görüşme fırsatımız oldu. Dönüş günleri çok acıklı olmuştu, iyi hatırlıyorum.

20140220_114726

9- Sizce bayanlara verilen görevi genel görevlerden ayıran özellikler nelerdir?

Diğer görevliler-erkekler- genel görev yaparlar. Onlar kafileyi ve guruplarını yönetirler, Dini görevlerin dışındaki gündelik ihtiyaçlarda da yardımcı olurlar. Yani hem din görevlisi hem rehberdirler. Bayanlar sadece dini konularda görevlidirler. Ayrıca bayanlar mescidi nebevide nöbet tutarak Türk hacılara yardımcı olurlar.

20140220_103533

10- Sizce hacda görev yapacak bir bayan görevlinin hangi özelliklere sahip olması gerekir?

Görevine layık duruş ve davranışa –vakar- sahip olmalı. Sabırlı ve güler yüzlü olmalı. Hac ibadeti ile ilgili gelebilecek soruları cevaplandıracak donanımda olmalı. İnsanlarla iletişimde başarılı olmalı. Sorunları öngörebilme, çözebilme kabiliyetine sahip olmalı. İnsanları çekip çevirebilme, bir yerden bir yere alıp götürebilme, yönetme, yönlendirme dirayet ve kabiliyetine sahip olmalı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir