EN ANLAMLI FOTOĞRAF

EN ANLAMLI FOTOĞRAF

Ramazan ayına beş gün kala yurt dışına görevli olduğumu duyunca çok şaşırdım. Bir de Belçika’ya gideceğimi öğrendiğimde hayretten hayrete düştüm. Çünkü oniki yıl önce  bu ülkeye Ramazan ayında görevli olarak gitmiştim. Normal şartlarda olmayacak bir şeydi. Bir taraftan, “gidiyorum bari başka bir ülkeye gitseydim” diyor diğer taraftan da Allah’ın bu işinde herhalde bir hayır var diyordum.

1994 yılında yani önceki Belçika’ya gidişimde Brüksel’de kalarak her gün kilometrelerce mesafeyi katedip,  bütün Belçika’yı karış karış gezme  ve vatandaşlarımıza ait 52 camiyi  görme fırsatı bulmuştum. Ayrıca Her gün gördüğüm cami, yer ve insanlar hakkında akşam döndükten sonra notlar tutuyordum. Her birini birer defa görme fırsatını bulduğum o güzel insanların  bende bıraktığı izlerin tesirini uzunca bir süre üzerimden atamadım. Ayrıca kalıcı olsun diye gidip gördüğüm yerlerin fotoğraflarını da çekiyordum. Vaazlardan artan yarım saat bile olsa onu güzel değerlendiriyor, Brüksel’in o dantelsi tarihi görünümünü fotoğraflıyordum. Filmler arasında ortaçağdan kalma göz alıcı yapılarıyla ünlü Grand Palace ve 102 metrelik atom çekirdeği sembolü Atomium da vardı. Özellikle Beringen’e gittiğimde yeni yapılmakta olan kubbeli, minareli bir cami inşaatını gezmiştim. Bu inşaat hakkında bana heyecanla ve mutlulukla bir şeyler anlatan yıllardır orada yaşayan yaşlı amcayla beraber camiin önünde fotoğraf çektirmiştim. Oniki yıl önce Belçika’nın belki de Avrupa’nın bu ilk, kubbeli çift minareli camiini görmek bana mutluluk vermişti. Özellikle o zamanlar Avrupa’da böyle kubbeli minareli bir cami görebileceğimi hiç düşünmemiş hatta hayal bile etmemiştim. Avrupanın ortasında en güzel manzaraydı. Türkiye’ye döndüğümde insanlara göstereceğim en anlamlı fotoğraf  bu idi. Hatıralarla dolu bu görevi tamamlayarak memleketimize döndük. İlk işimiz fotoğrafları tabettirmek için en yakındaki bir fotoğrafçıya gitmek oldu.  Bir gün sonra merakla, çıkan fotoğrafları almaya gittiğimde, “bu filmde hiçbir fotoğraf olmadığı” cevabını alınca neye uğradığımı anlayamadım adeta donup kalmıştım. Gerçekten de çok üzülmüştüm. Elimde Waterloo’dan aldığım küçük bir kart ve tuttuğum günlükten başka hiçbir şey yoktu. Şimdi oniki yıl sonra tekrar aynı ülkeye gideceğimin haberini alınca ilk aklıma gelen bu fotoğraflar oldu.
Nihayet hazırladığım eşyalarımın arasına oniki yıl önce tuttuğum günlüğü de aldım. Yol boyunca bu notları okuyarak Brüksel’e vardım.  O zaman ziyaret ettiğim camilere on cami daha eklenmişti. O yıllarda inşaat halinde olan ve sadece fotoğrafını çektiğim Beringen Cami tamamlanmış büyük ihtişamıyla karşımda arzı endam ediyordu. Bu sefer dijital makineyle defalarca fotoğraf çektim. “Ey Beringen Camii! İnşaat halindeydin, Allah yarım kalan karşılaşmamızı böylece tamamladı. Onca yıl sonra tekrar karşılaşacağımızı ne sen ne de ben biliyorduk.” dedim. Beni bekleyen hanımlarla tanışarak bu ilginç hatırayı anlattım. En duygusal anlarımı bu kürsüde  yaşadım diyebilirim..

Ertesi günlerde yine bir camiye daha gidiyorum. Arabanın, bir köşeyi dönüşü ile karşıma çıkan kubbe ve minaresiyle, muhteşem Sledderlo Yunus Emre Camii karşımda duruyor. Vatandaşlarımız yapım aşamasında bu caminin plan ve projesini bir mühendise götürüyorlar, gösteriyorlar. Belçikalı mühendis gülmeye başlıyor ve sebebini anlatıyor: “Ben rüyamda bu camiyi yaptığımı gördüm” diyor ve gerçekten de caminin yapımında büyük emek harcıyor.
1960 lı yıllarda bu topraklara ilk gelen nesil için namaz kılacağı bir cami çok önemli idi. Bunu başardılar. Tıpkı Mekke’de ilk evi inşa eden Hz. İbrahim ve Hz. İsmail misali, onlar Kâbe’yi inşa ederken şöyle dua ediyorlardı. “Ve ne vakit ki İbrahim, Beyt’in temellerini yükseltmeye başladı, İsmail ile birlikte şöyle dua ettiler: Ey Rabbimiz, bizden kabul buyur, hiç şüphesiz işiten sensin, bilen sensin.- Ey bizim Rabbimiz, hem bizim ikimizi yalnız senin için boyun eğen Müslümanlar kıl, hem de soyumuzdan yalnız senin için boyun eğen Müslüman bir ümmet meydana getir ve bize ibadetimizin yollarını göster, tövbemize rahmetle bakıver. Hiç şüphesiz Tevvâb sensin, Rahîm sensin.” (2/127–128)

Her nekadar dünyada her yer Allah’ın mülkü olsa da Avrupanın ortasında Kâbe’nin şubelerini inşa eden bu insanlara gıpta ile baktım ve onlarla birlikte canı gönülden Hz. İbrahim ve İsmail’in duasını yaptım. Allah dualarımızı kabul etsin. Âmin!
Selva YILMAZ ÖZELBAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir