DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Kur’an-ı Kerim, “Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azîzdir, hikmet sahibidir.” (Tevbe 71) buyurur.

İslam’ın kadın ve erkeğe bakışı bu ve benzeri pek çok ayetten ve hadis-i şeriften açıkça anlaşılmaktadır.
Dünya Kadınlar gününe gelince; bir kadınlar gününü daha geride bırakmış olduk. Farkındalık oluşturup her sene bir hayra vesile olsa ne iyi olur, dünya gülistana döner. Bütün temennimiz budur. O yüzden kadınlar gününün üzerinde düşünmemek görmezlikten gelmek mümkün değildir.
İşin aslı şu ki, eğer kadına iyi davranılsaydı Kur’an’da onca ayet olmazdı. Kadın hakları Kur’an’da en fazla yer verilen konuların başında gelmektedir. Nisa suresinde: 22; Ahzap suresinde: 21; Bakara suresinde: 18; Nur suresinde: 12; Tahrim suresinde: 5; Talak suresinde 5 ayet mevcuttur ve toplam 146 ayet sırf bu konuyla ilgilidir. En önemli namaz konusu da bu kadar ayetle bahsedilmektedir.

Ömer b. Hattab der ki: “İslam’dan önce, cahiliye döneminde kadınları önemsemezdik. Ne zaman ki İslam geldi Allah ondan bahsetti ve biz de onların bizim üzerimizde hakları olduğunu anladık.”
Ayetten anlaşıldığı gibi Kur’an’ın kadın ve erkeğe bakışı onların birbirlerinin velisi yani dostu olduğudur veya öyle olmaları gerektiğidir. Eğer böyle olursa birbirlerini tamamlayabilir ve yaşadıkları toplumlar kadın ve erkeğin farklılıklarından istifade edebilirler.
Eğer dost olmaz da, farklılıklarını eşitsizlik addederler, farklılıktan ayrılıklar icad ederek kutuplaşırlar ve kuvvetli olan zayıf olana zulüm ederse toplumlar bir şey kazanamazlar. Aileler mahvolur gider.
Kadın önce insandır. Kadın olarak yaratılan insan… Erkeğin karşısında değil yanındaki, tamamlayıcı dostu, Müslüman kardeşidir.  Hz. Peygamber Müslümanın nasıl olması gerektiğini anlatırken bir hadislerinde; Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kişidir, der. Hz. Peygamber veda hutbesinde de Müslüman’ın Müslüman’a malı, canı, kanı, namusu ve şerefi haramdır diyerek onlara el uzatılamayacağını zarar verilemeyeceğini ifade etmiştir. Bu durumda birbirlerini dost olarak görmeleri ve ona göre davranmaları inancın gereğidir. Kadın ve erkek dost olmanın anlamını bilmeyip birbirinin malına, canına, namusuna musallat olurlarsa toplumlar ifsat olur, dünya yaşanmaz hale gelir. Dünya Kadınlar Günü de koskoca bir yalan olur. Her yıl gelir, geldiği gibi de gider..Tıpkı her sene gelip gittiği gibi.
Kadınlar günü sadece göz boyama ve özür dileme şeklinde geçmemeli,, kadınlar da buna aldanmamalıdır. Sözlerden icraata geçilmeli, Hz. Peygamber’in örnek davranışlarından derhal ibret alınmalıdır. O’nun örnek ahlakı ve davranışlarını öğrenmek her müslümanın boynunun borcu ve tek çıkış yoludur. Evlerde anne-babalar iyi evlat yetiştirmek istiyorlarsa, okullarda öğretmenler iyi insanlar yetiştirmek istiyorlarsa Hz. Peygamber’in davranışlarındaki zarafeti, medeniyeti, insaf ve merhameti gençlere ve çocuklara en güzel şekilde anlatmalıdırlar.
Hz. Peygamber, “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli ahlâkı en iyi olanıdır. Hayırlınız ise kadınlara karşı hayırlı olanınızdır.”(Tirmizî, Rada, 11) buyuruyor hatta “ben içinizden hanımlarına karşı en iyi olanınızım” diye de ilave ederek bu konuda da kendisinin davranışlarının örnek alınması gerektiğini ifade etmiş oluyor.

En büyük görev medyaya düşüyor. Medya kadınla ilgili kötü haberleri değil iyi haberleri verebilmenin yollarını arayıp bulmalı; şiddeti, cinselliği içeren yayınlardan sakınmalıdır. Medyada yanlışların mutat ve normal bir şeymiş gibi topluma sunulması, hatalı rollerin haklıymış gibi gösterilmesi inanılan bütün değerlerin alt üst olmasına neden olmaktadır. Filmlerde dupduru iyi insan rolleri olmalı, gençlere model olabilecek kişilerden erdemli insan rolleri sergilenmelidir. Doğru-yanlış, iyi-kötü şeyler kalın çizgilerle ayırt edilebilmelidir.
Ayrıca sosyal medya tahribatta belki de en ön sırayı almakta. Saliklerini adeta baştan çıkarırcasına yönlendirmektedir. Daha doğrusu bazı salikler bile bile bazıları da bilmeden sosyal medyanın ağlarına takılarak değer erozyonuna alet olmaktadırlar. Ailede kadın-erkek, çocuk birbirine sevgi, saygı, hürmet göstermek; yardım ve muhabbet etmek yerine sanal alemde görsel, işitsel ve duygusal her türlü tatmini başkalarıyla ama kendi başına yaşayabilmektedirler. Dolayısıyla aile fertleri arasındaki ilişkilerde soğukluklar baş göstermekte, paylaşımlar azalmakta böylece ailede verilmesi gereken değerler ihmal edilmektedir.
Kur’an ve sünnetin çizdiği hudutların ihlali, dini öğrenme konusunda geçmişten beri yapılan baltalamalar, batı değerlerinin benimsenmesi sonucu başta kadın konusu olmak üzere yaşananlar bu gün gelinen noktanın vahametini ortaya koymaktadır. Zararın neresinden dönülürse kardır fakat mümkün bu müdür? Elbette, zor da olsa mümkündür. Ümit edelim bundan böyle kadın konusunda kötü haberler değil de kadınların değer gördükleri, kıymetlerinin bilindiği, başarılarının paylaşıldığı yıllar yaşansın…
Selva Yılmaz ÖZELBAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir