MÜBAREK RAMAZAN

MÜBAREK RAMAZAN

Ramazan ayı on bir ayın sultanıdır. Onun bu kutsiyet ve fazileti Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerdeziyadesiyle belirtilmiştir. Allah (c.c.), Bakara suresinde“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır…” buyurur. (Bakara/185)Ardından da bu ayda oruç tutmak gerektiğini beyan eder.

Sevgili Peygamberimiz de bir şaban ayının son günlerinde mescitte ashabına yaptığı hitabında ramazan ayının anlamından, özelliklerinden, faziletinden bahsediyor ve ramazan ayında itina ile yaşamanın ümmetine neler kazandıracağını anlatıyor. Allah (c.c.) Rasulü (a.s.) bu konuşmasında;“ -Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerimize gelmektedir” diyerek insanları bu aya hazırlıyor. Devamında da o ayın içindeki kadir gecesini işaret ederek,“o ayda öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır”,veciz ifadesi ile kadir gecesinin kıymetini anlamamıza yardımcı oluyor. Anladığımız odur ki, Kur’an ve indiği gece olan kadir gecesihem ömre ömür katan yani ömrü bereketlikılan  hem de geçmişten kıyamete bütün insanlığı aydınlatacak olan son kitaptır.

Hz. Peygamber (a.s.) bu konuşmasında Kur’an’da orucun farz kılındığını beyan eden ayeti te’yid etmiş ve “Allah o ayın orucunu farz kıldı”, şeklinde ifade etmiştir.Hz. Peygamber ramazan ayının gecelerinde bir de nafile namaz ibadeti olduğunu söylemiş ve bu nafile ibadeti yaparak ramazan gecelerini de namazla ihya etmemizi istemiştir. Bu namaz bildiğimiz teravih namazıdır. Tek başına kılındığı gibi en güzeli cemaatle kılmaktır ki, böylece Mü’minlercamilerde, mescitlerde bir araya gelerekrahmeti toplum üzerine celb ederler. Camilerde toplu olarak kılınan namazlar yeni yetişen nesle çok önemli mesajlar verir.

Hz. Peygamber bu konuşmasında ashabına ramazan ayı ile diğer ayları kıyaslayarak “O ayda bir hayır işleyen kimse diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur.O ayda bir farz işleyen ise diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi sevap alır”, buyuruyor. Bu iki zaman dilimi arasındaki farkı anlamak ramazan ayını daha iyi değerlendirmeye yarayacaktır. Ramazanla birlikte farklı bir atmosfere girilmekte, ibadet ve itaatler bakımından farklı bir iklime kavuşulmaktadır ki bu da inananlar için af ve mağfirete, rahmete vesile olacaktır. Ramazanda kendisini iyilik ve hayırlara adayan insan bu alışkanlıkla bayramdan sonra da bu güzelliklere devam edecek, peygamberinden aldığı müjdenin mükâfatını sonunda rabbinden alacaktır.

Peygamber efendimiz ramazan ayının kıymetini takdir ederek hayırlar elde etmenin kolay olamayabileceğini, nefislere ağır gelebileceğini bu yüzden sabırla mücadele etmenin gerekliliğini ifade etmiş ve konuşmasında “O, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir”, demiş,hakkı ve sabrı tavsiye etmiştir.  Sabır zordur ama elde edildiğinde aşılamayacak şey yoktur. Bütün güzellikler sabrın sonunda elde edilir. Her külfetin sonunda bir nimet vardır. Kuranda da buyurulduğu gibi zerre kadar iyilik ve hayır mutlaka karşılık bulacaktır.

Ramazan ayı ibadetlerin ve gündelik hayatın birlikte ve paylaşılarak yaşanması tavsiye edilen bir aydır. Unuttuklarımızı hatırlatan, uzak olduklarımıza yaklaştıran bir üslubu hayatımıza sunmaktadır. Peygamberimiz(a.s.), “Oyardımlaşma ayıdır.  O ayda müminin rızkı bollaşır.  O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da hiç bir şey eksilmez”, buyurur.  Ashab ise iftar ettirme konusuna açıklık getirecek bir soruyu Rasûlullah’a tevdi ederler ve;
“- Yâ Rasûlallah! Hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz” deyince Rasûlullah (a.s.):
“- Allah bu sevabı, oruçluyu kuru bir hurma ile veya bir yudum su ile ya da bir yudum süt ile iftar ettirene de verir”, buyurarak onları rahatlatır. Anlaşılıyor ki, herkes bir oruçluya iftar ettirebilir ve iftar ettirebilmek için israfa ve zorlanmaya gerek yoktur.
Rasûlullah(a.s.),  konuşmasında başka müjdeler de verir ve “O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluştur” diyerek ramazan ayını tümüyle kuşatan bu rahmetten istifade etmeyi tavsiye eder.
Bu ayın ibadet ve diğer amellerde yoğunlaşmak olduğunu; rahmet ve şefkatle kalpleri onarmak gerektiğini de sözlerine ekleyen Rasûlullah (a.s.), “O ayda köle ve hizmetçilerin yükünü hafifleten kimseyi Allah bağışlar ve cehennem ateşinden kurtarır.” Buyurur. Böylece bu ayda herkesin bol bol ibadet etmesine, zor gelebilecek orucun tutulmasında başkalarına kolaylık göstermenin önemine değinir.
Ve şunları ilave eder: “Ramazan ayında şu dört şeyi çokça yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisini yapmaktan da müstağni sayılmazsınız.
Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet şunlardır:
1-Allah’tan başka hiç bir ilah olmadığına şehadet getirmek.
2-Allah’ı anıp istiğfar etmek.
Müstağnî-minnetsiz- olmadığınız iki haslet de:
1- Allah’tan cenneti istersiniz.
2- Cehennemden O’na sığınırsınız. (Beyhaki, Şuabü’l-İman)
Allah rasulünün bu nasihatlerine uyarak, Allah’ın varlığı, birliği, yüceliği ve rahmetini idrak ile O’nu anıp, bol bol tevbe istiğfar ettiğimiz; cennetine ulaştırıp cehenneminden uzaklaştıracak amellerde bulunduğumuz, dünyada zulümlerin son bulduğu, çocukların silah sesleriyle titremediği, ana-babaların ağlamadığınice ramazanlar temennisiyle…

Selva yılmaz ÖZELBAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir