CAMİ-NAMAZ VE DİRİLİŞİMİZ

CAMİ-NAMAZ VE DİRİLİŞİMİZ

Ekim ayında kutladığımız haftalardan biri de, camiler ve din görevliler haftasıdır. Önemli bir hafta aslında çünkü camiler müslüman toplumların vaz geçilmez değerlerindendir. Din görevlileri de dini öğreten anlatan gönüllülerdir. Bu sene bu haftanın konusu  “Cami ve Namazla Arınma” olarak belirlenmiş.
Camiler kapalı alan haline gelmiş olsalarda bütün yeryüzü Allah’ındır ve Hz. Peygamber’in ifadesi ile mescittir.Bu anlamda mescit, dünya yaratılalı mevcuttur. Camilerinpek çok işlevinin yanında en önemlisi, namaz ibadetinin icra edildiği mekân olmalarıdır. Camiler, müslümanların rablerineibadet ettikleri mabetleridir.
Minarelerinden yükselen ses Allah’ın büyüklüğünü, birliğini günde beş defa hatırlatarak camiye ve secdeye davet eder. Bu davet,insanları namazla birlikte gelen felaha da davettir.
Müslümanlar camide hep birlikte düzenli saflar halinde aynı yöne yönelirler, ellerini bir olanın önünde saygıyla bağlayarak bir imamın arkasında secdenin sahibine ibadet ederler. Hep birlikte Rabb’in huzurunda kıyam ederler. Başlar Rabb’in huzurunda eğilir, alınlar sadece Rabb’e secde eder.
Namazla birlikte büyük manalar vardır. İbadet O’na mahsustur, hamd O’na mahsustur, sadece O’na kul olunur. Sadece O tesbih edilir. Ve sadece O’ndan istenir, O’na dua edilir. İnsan yapısı gereği günde beş defa bunu tekrara muhtaç tır. Çünkü o, unutan, nankörlük eden, gafil, kibirli bir mahlûktur.
Camiler sadece namaz kılmak için değildir ama tek başına namaz bile, verdiği mesajla insanlığı diriltmeye kâfidir. Namaz sayesinde müslümanlar bu mekânlarda toplanıp bir araya gelirler, görüşüp tanışır, muhabbet ederler. Hal hatır sorarlar aralarında kardeşlik oluşur, bağlar kuvvetlenir. Namaz sayesinde insanın başı dik,fikri ve vicdanı hür olur.
İşte bu yüzden din düşmanları ezan, cami, cemaat ve namazla mücadele etmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v.)zamanında münafıklar Kubâ mescidine rakip bir mescit yaptırarak müslüman cemâati bölmek, kendi emellerine ulaşmak, fitne çıkararak onları birbirine düşürmek istemişlerdir..Münafıklar camilere ve müslümanlar arasına gelerek namaz dahi kılar gözükmüşler; maksatları müslümanlar arasına nifak tohumlarını atmak olmuştur.
Günümüzde ve yakın tarihimizde camiye ve bütün müslümanların mukaddes değerlerine yapılan en büyük darbe ezanın Türkçeleştirilmesi olmuştur. Bu yanlıştan dönülmüşse de milletimiz bu saldırıları asla unutmamıştır. Unutmamak ve unutturmamak gerekir. İnsanımız bu meseleye ezanın susturulması olarak bakmıştır.
Bir de,“kadının ibadet yeri yatak odasıdır, -camiye gitmek için dahi olsa sokağa çıkıp- fitneye sebep olmamalıdır” sözü, sadece kadınları camiden uzaklaştırmamış onların yetiştirecekleri nesillere olumsuz etki etmiştir. Bu günkü fitnenin sebebi camileri dolduran kadınlar mı yoksa camilerden uzak yetişen hayatlar mı? Çünkü camiler dinin öğrenilmesinde de kullanılabilecek huzur veren mekânlardır.
Camiler ve din görevliler haftası toplumumuzun dirilişine vesile olmalıdır.  Toplum tarafından daha çok duyulup fark edilmelidir. Bu değerlerin ifade ettiği mana karşı tarafça çok daha iyi farkedilmiştir. O yüzden çoğunluğu müslüman olan bu ülkede insanımızı camiye, namaza, hocaya yaklaştırmamak için elinden gelen gayreti gösteren zihniyetler türemiştir. Yılarca namaz kılanlar örümcek kafalı ve yobaz olaraknitelendirilmişler, karikatürlerle hicvedilmişler. Örtüleriyle alay edilmiş ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüşler, Kur’an okumaları yasaklanmış, kitaplar toplatılmış; bir devir içindekilerle beraber heba olmuştur. Yangından kurtarılabilenler küllerinden yeniden doğma mücadelesi vermişlerdir.
Tahribat o kadar büyük ki toplumda tâmirâtı zaman alıyor. Ve hâlâ bu gün camiler namaz vakitlerinde dolup taşamıyor. Geçenlerde bir parkta oturup ezanı bekliyordum. Banklarda oturanlar ezanla birlikte camiye koşmak yerine kendi gaflet çukurlarında boğulmaya razı bir şekilde orada oturmaya devam ettiler. Namazdan sonra imam efendi bir iki kişiye âyet ve hadisler okuyarak nasihat etti. Ve zihin tahribatı o halde ki, şu memlekette cami yaptırmak kavgalara neden ve bir iddialaşma vesilesi haline gelmiş.
Canı yürekten tekrar etmek istiyorum; camiler ve din görevliler haftası toplumumuzun dirilişine vesile olmalıdır.  Çünkü camiler namaza davet eder, namaz da dirilişe ve kurtuluşa vesiledir.  Kur’an bu hususu açıkça beyan ediyor; “Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor.“(Ankebut/45)
Peygamber efendimiz de namazın önemini ifade etmiş ve  -“Ne dersiniz, birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da, o kimse her gün bu nehirde beş defa yıkansa, kirinden bir şey kalır mı?
“-Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder” buyurmuştur.
Cami ezanları günde beş vakit hiç kimseden ümit kesmeksizin davetini tekrarlıyor. Geriye, bin bir mücadeleyle yaptırılan camileri anlamlı bir şekilde doldurmak, oradan da bu anlamları kavrayarak topluma dönmek gerekiyor. Camilerin ve oralardan topluma dalga dalga yayılan namazın ferdi ve toplumu arındıracağı çok açık. Rabbim bu gerçeği anlamayı hepimize nasip etsin!
Allah hepimizi namazını hakkıyla eda edenlerden eylesin! Amin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir