RAMAZAN’IN MESAJLARI

“Ramazan ayı, insanlara yol gösteren, hidâyeti, doğruyu ve yanlışı ayırdedip açıklayan Kur’an’ın indirildiği aydır. İçinizden kim o aya yetişir(ayı görür)se oruç tutsun. Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutsun. Allâh sizin için kolaylık ister, güçlük istemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Şükredesiniz diye (size bu kolaylığı gösterir)” 2/Bakara-185

Ramazan ayı kendini hissettire hissettire gelen bir özelliğe sahip; Önce recep sonra şaban ve daha sonra ramazan… Üçü birden bir mevsim gibi… Kendi içinde baharı, mutedil bir havayı ve ısıtan sıcakları yaşatan bir mevsim. Aynı zamanda oruç ibadeti ile özlemi, sabrı, coşkuyu, durgunluğu, teslimiyeti insanlara hissettiren; çorak gönüllere sağanak sağanak rahmet yağmurları indiren bir mevsim…

Ayette önemli bilgiler ve mesajlar var bütün inananlara. İlk mesaj Kur’an’ın bu ayda inmiş olduğudur. Ramazanı ramazan yapan, bol bol rahmete vesile olan şey Kur’an’dır. Kur’an indiği yeri bereketli kılıyor. İndiği göğü nura gark ediyor. İndiği peygamberi âlemlere rahmet kılıyor. İndiği âdemi insan yapıyor. Girdiği kalbe inşirah veriyor. Dolayısıyla bu ay dünyanın her yerinde bol bol okunduğu için yeryüzü Kur’an sadaları ile dolar.

Kur’an inmeden önce kalpler çoraktı, hem de ziyadesiyle. İnen Kur’an sayesinde insanlık rahmeti tattı. İnsan olmanın değerini bir olan Allah’a iman ile anladı. İnsanlar bir olana inanarak ve sadece O’na boyun eğerek dünya köleliğinden kurtuldular ve gerçek hürriyeti tattılar. Kadınlar ve kız çocukları korkusuzca yaşamanın ve eceli ile ölmenin sadece erkeklere ve güçlülere mahsus olmadığını anladılar. İşte bu yüzden ramazan ayına rahmet ayı denildi. Öyle bir rahmet ki, başından sonuna rahmet, mağfiret ve cehennemden azad olup cenneti kazanma ayı…

Ayetteki İkinci mesaj oruç ibadetindedir: Oruç tutmak açlığın, yokluğun, sıhhatin ne olduğunu, Rabbin verdiği nimetlerin helal olanlarına el uzatmak ve haramlardan uzak durmanın gerektiğini, nefsi eğitmenin ve erdemli yaşamanın değerini anlatan bir ibadet. Açlık ve susuzluk ramazanda oruç tutarken kıymet kazandı ve anlaşıldı.  İnsanoğlu nimetin varlığını ve değerini elindeyken anlamıyor olsa gerek ki, Rabbi oruç ile açlığı-yokluğu tattırarak olmayanların halini anlatmaktadır. İftar sofraları ise; taamın sabırla, paylaşımla, şükürle nasıl da bereketlendiğinin en güzel ispatıdır.

Bir diğer mesaj da; maddi-manevi, acı-tatlı ne varsa paylaşan bir toplum olmanın önemini anlatır. İftarıyla, sahuruyla, sadakasıyla, fitresiyle, bir de sonunda yaşattığı bayramıyla dünyamızı renklendiren bir ibadet olması; on bir ayın sultanı olarak dünyamıza, ülkemize, şehirlerimize, köyümüze kasabamıza, mahallelerimize ve ta gönüllerimize taht kurmasıdır.. Zekât, sadaka, fitre ve oruç tutamayanların verdikleri fidye fakirin yüzünü güldürmesi ile Allah’ın rahmetini celbeden en güzel amellerdir.

İnsanoğlu nisyan ile maluldür ve aralıklarla kendini yenilemesi gerekir.  Her sene yeniden gelen ramazan ayı üç aylar mevsimi ile birlikte eksilenleri doldurmak, bitenleri ve unutulanları hatırlatmak, eskiyenleri yenilemek için inananlara tanınan bir fırsattır.

Ayetin bir diğer verdiği mesaj ise, Allah’ın kulları için güçlük değil kolaylık dilemesidir ki bu, rahmetin ta kendisidir. Rabbin istediği hiçbir şey kulun vüs’atini aşmaz. Hiçbir emri kulun gücünün üstünde değildir. Her bir emri ve nehyinin de önemli bir nedeni vardır, hikmeti vardır. O yüzden Allah’ın emirlerine karşı gelmek, hikmete karşı gelmek ve hikmetteki rahmetten mahrum olmaktır.

Ramazan ayı geldiğinde bütün Müslümanlar ortak bir manevi atmosferde yaşarlar. Ramazanın Müslümanlara bahşettiği ittihad ortamını paylaşırlar. Bu bir ay içinde sahuru, iftarı, teravih namazlarını, imsak vakitlerini idrak ederler. On bir aydır fark edemedikleri hayatlarının nasıl bir hayat olduğunu anlamaya çalışırlar. Hayatı bu sayede ters yüz ederler. Rutinin dışına çıkarak Allah’ın koyduğu düzenin kıymetini anlarlar.

Doğrusu ramazan ve oruç sayısız dersler ve mesajlarla doludur. Önemli olan derslerini hatırlayan, idrak eden, ibret alan sorumlu kullardan olmaktır.

Selva Özelbaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir